twitter
rss

Çocuk için oyun vazgeçilmez bir iştir.Maria Montessori "oyun çocuğun işidir"demiştir.Çocuk için oyun bir iş ve bir uğraştır.Çocuk oyunla yaparak,yaşayarak deneyimler kazanır .Çocuk oyun oynayarak  deneyimleyerek öğrenir.Merak,araştırma,kendini geliştirme ve yeni olayları,bilgileri deneyimleyerek tecrübeler edinir.
Oyun her nekadar çocuğun vazgeçilmezi ise de ailenin sosyo-ekonomik durum önemli bir yer teşkil eder.


Çocuğun ilgi ve ihtiyaçlarının farkında olmak gerekir.Bunun yanı sıra her çocuğun gelişimi aynı olmamaktadır.Bu durumda anne,baba veya evebeynin
çocukla birebir oyunlar oynaması çok önemlidir.Böylelikle çocuk dikkatini gerçeğe yöneltebilecektir.İlgisini evebeynine yöneltecek ve hayali kahramanlarla oynadığı oyunları ikinci plana atabilecektir.Aile ile çocuğun oyun oynaması çocuk için önemlidir.Anne ve baba çocukla kaliteli zaman geçirebilmelidir.Ev oyunları hem ekonomik ve hemde gerçekçidir.Çocukla hoş vakit geçirmek onunla gerçek nesnelerle oyunlar yaratıp paylaşmak oldukça güzel bir yöntem olacaktır.

Bugün yeğenim Muhammetle bunu yaptık.Oldukça canı sıkılmıştı ve hastaydı.Muhammetin ziyaretine gittiğimde keyifsizdi.Henüz 5 yaşında Muhammet.Ve yaşıtları gibi hayali kahramanları ve hayali oyunları oldukça fazla ve bu Ona keyif veriyor.Mutfaktaki tüm kesme şekerleri aldım.Ve Ondan bir kule yapmasını istedim.Oldukça eğlenceli bir oyun oldu.Bundan keyif aldı ve hoş vakit geçirdi.Ve 4 mandalina ve 3 yeşil elma ile oyunumuza devam ettik.Matematik kavramlarına bir göz attık.Oldukça başarılı olması beni mutlu etti.Önce meyveleri yanyana dizdi ve ardından meyveleri renklerine göre ayırdı.Daha sonra aynı olanları eşleştirdi.Ve toplamda 7 tane olduklarını sayarak söyledi.Önce Türkçe ve daha sonra İngilizce saydı.Tüm meyvelerin içinden 5 adet çıkardığında kaç tane kaldığını söyledi.Ve çıkarmadan sonra tekrar yerine 5 tane koyduğunda 7 tane olduğunu söyledi.Muhammet hem inanılmaz eğlendi ve hemde çıkarma ve toplama gibi işlemleri başarıyla gerçekleştirdi.Tabiki bende Muhammeti ödüllendirdim.Birlikte portakal sıktık ve portakal suyu içtik.

Özen göstererek ve yaratıcılıkla başarılabilecek çok güzel paylaşımlar vardır.Çocuğun ilgisini çekmek ve ona birşeyler kazandırmak bizlerin elindedir.Ekonomik ve gerçek nesnelerle ev oyunları oynamak gerçektende çok keyifli oluyor.Çocuğun merak duygusunu,keşfetmesini ve problem oluşturarark yaparak yaşayarak öğrnmesini teşvik edebiliriz.Sadece ufak dokunuşlar ve severek yapmak önemli..
Teşekkürler
Fatma YARDIMCI

Üstün Zekâlı Çocuk; 

Üstün zekâlı çocuk, özel akademik alanlarda veya zekâ, yaratıcılık, sanat ve liderlik kapasitesi yönüyle yaşıtlarına göre yüksek düzeyde performans gösteren ve bu tür yeteneklerini geliştirmek için okul tarafından sağlanamayan hizmet veya faaliyetlere gereksinim duyan çocuktur. 

Üstün zekâlı çocuklar, genellikle, kendi takvim yaşına ait gelişimsel standartlara uygun gelişme göstermezler. Onlar, yaşıtlarının ilgi duyduğu oyunlardan daha gelişmiş oyunlarla ilgilenirler ve genellikle eğitim alanında yaşıtlarından daha ileridedirler.

Üstün Zekâlı Çocukların Genel Özellikleri

Üstün zekâlı çocuklar, doğumdan itibaren farklı bir gelişim düzeyine sahiptirler.
Üstün zekâlı çocukların bedensel ölçüleri, ortalamanın üzerindedir.
Genelde, okuma-yazmayı okula başlamadan önce öğrenirler.
Üstün zekâlı çocuklar, çevreye karşı aşırı ilgi duyar ve sürekli soru sorarlar.
Üstün zekâlı çocuklar, olayların nedenleri ve etkileri üzerinde çalışmaktan hoşlandıkları için dikkatlerini bu yönde yoğunlaştırırlar.
Üstün zekâlı çocuklar, belli bir birikimle okula başlarlar.

Üstün Zekalı Çocukların İhtiyaçları
Üstün zekalı çocukların zihinsel heyecan, güçlüklerle mücadele, yaratıcılık, keşfetme ve üretme açısından beklentileri yaşıtlarına oranla daha fazladır. Okul öncesi dönemde, üstün zekalı çocukların zihinsel gelişimi, aile içinde edindikleri deneyimlere bağlıdır. Bu nedenle, üstün zekalı çocuğu olan ailelerin, çocuklarının özelliklerini ve ihtiyaçlarını mutlaka bilmeleri gerekmektedir.

Üstün Zekalı Çocukların Hakları

Kendisinin “üstün yetenekli” olduğunu bilmeye hakkı vardır.
Her gün yeni bir şeyler öğrenmeye hakkı vardır.
Yetenekli olduğu alanları geliştirme arzusu içinde olma hakkı vardır.
Yetenek alanları dışında bir kişiliğe sahip olma hakkı vardır.
Başarıları hakkında kendini iyi hissetmeye hakkı vardır.
Hata yapma hakkı vardır.
Yeteneklerini geliştirmek için rehberlik / danışmanlık hizmeti almaya hakkı vardır.
Kendisini geliştirmek istediği yetenek alanlarını seçme hakkı vardır.
Her alanda üstün başarı gösterme mecburiyeti yoktur.


Kaynakça: http://www.ustunzekalicocuk.com/
              www.cocukdayaparimkariyerde.com
              www.ustunyetenekli.com
Hazırlayan:Fatma Yardımcı

Çocuklara yapıştırıcı yasaklanıyor!
Sağlık bakanlığının çıkardığı yönetmelikle çocukların bağımlılık yapan yapıştırıcıları kullanması önlenecek...

Sağlık Bakanlığının çıkardığı yönetmelikle çocuklar artık bağımlılık yapan yapıştırıcılardan uzak tutulacak.

Çocuklara Satılamaz İbaresi
Sağlık Bakanlığının çıkardığı yönetmeliğe göre, uçucu madde içeren yapıştırıcıların dış ve varsa iç ambalajlarına, toplam alanın yüzde otuzundan az olmayacak şekilde "Dikkat! Sağlığa Zararlıdır. Çocuklara Satılamaz, Verilemez" ibaresi konulacak.

Bu uyarı yazısına Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanacak resim ve şekil de eklenebilecek, ancak ürünlerin etiketlerinde tüketicileri yanıltacak veya kayıtsızlığa düşürecek yazı ve resimlere yer verilemeyecek.

Eğitim öğretim kurumlarında hoş olmayan koku ilave edilmiş ürünlerin kullanılabilmesi için ise kısmi veya genel havalandırma sistemi bulunması da zorunlu hale getirildi. (aa)
Bağımlılık yapan uçucu maddeler nelerdir, nerelerde rastlanır?
 Çeşitli boyalarda sulandırıcı ve temizleyici olarak (tiner gibi)
 Ayakkabı, deri ürünleri fabrikalarında
 Lastik bot, yapay deri, boya, vernik, yer cilası üreten     işyerlerinde
 Emaye, yer muşambası, yapay gübre imalatında
 Yapıştırıcı üretiminde
 Basımevleri ve boyahanelerde
 Mobilya ve oyuncak imalatında
Yoğun olarak kullanılan kimyevi ürünlerdeki “benzen” adlı çözücü madde ve benzerleri uçucu maddelerdir.
Uçucu maddelerin etkileri nelerdir?
Konuşma, algılama bozuklukları
Bilinç bozuklukları
Depresyon
Karaciğer yetmezliği
Karaciğer tümörü
Böbrek, akciğer kanseri
Lösemi
Ölüm

bu uçucu maddelerin yıkıcı etkileridir.
Yayınlayan:F.Yardımcı

Aile İçi Şiddetin Çocuklar Üzerindeki Etkilerini Azaltmanın Yolları
Çocuğunuzun her şeyin farkında olduğunu bilin: Çocuklar kendilerine şiddet uygulanmasa veya şiddet onların yanında gerçekleşmese bile evdeki şiddeti hissederler ve bundan etkilenirler.
Çocuğunuzla şiddeti konuşun: Çocuğunuzla şiddet konusunda konuşmaya karar verdiğinizde onun sizinle bu konuyu konuşmak istemeyebileceğini veya cevaplamakta oldukça zorlanacağınız sorular sorabileceğini baştan kabul edin.
Kısaca durumu ve ailenin bu durumdan nasıl etkilendiğini anlatın. Sorularına açık ve doğru cevap verin. Detaylara girmeyin.
Bazı çocuklar sizi üzmemek için şiddet hakkında konuşmak istemezler ve üzüntülerini, korkularını, kızgınlıklarını içlerine atarlar. Sizinle duygularını paylaşması onu cesaretlendirin, ama konuşmak istemiyorsa zorlamayın.
Onu dinleyin ve duygularını kabul edin: Çocuğunuz sizinle duygularını paylaşırsa onu ilgi ve anlayışla dinleyin. Yargılamayın, eleştirmeyin ve duygularını geçiştirmeye çalışmayın.
Çocuklar genellikle evdeki şiddetten kendilerini sorumlu tutarlar. Suçluluk duygusu çocuğu derinden yaralayabilir. Çocuğunuza bunun onun suçu olmadığını açık bir şekilde belirtin.
Çocuğunuz şiddet nedeni ile size de kızgın olabilir ve sizi suçlayabilir. Bu normal bir tepkidir. Savunmaya geçmeden dinlemeye çalışın. Söylediklerini dikkate alacağınızı ama şiddetin, nedeni ne olursa olsun kesinlikle yanlış bir davranış olduğunu belirtin.
Çocuğunuza şiddet kullanmamayı öğretin: Bazı çocuklar şiddet uygulayan ebeveyni tarafından şiddete kullanmaya teşvik edilir. Onlara şiddet kullanmamayı öğretmek önemlidir. Çocuğunuza şiddetin kabul edilemez ve yanlış bir davranış olduğunu anlatır, kız ve erkek çocularınız arasında ayırım yapmayarak ona kadın ve erkek rolleriyle ilgili sağlıklı bir bakış açısı kazandırır, kızgınlığınızı ondan çıkartmaya kalkışmazsanız onun da şiddeti doğal bir olaymış gibi görmesinin önüne geçebilirsiniz. Örneğin çocuğunuza, onlar büyürken anne-babaların bazı sınırlamalar getirebileceğini, ancak kızların da aynı erkekler gibi kendi davranışlarından sorumlu olduğunu anlatabilirsiniz.
Çocuğu aracı olarak kullanmayın: Çocuğunuzun sizinle eşiniz arasında arabuluculuk yapmasını ya da taraf tutmasını istemeyin. Arabuluculuk küçük bir çocuk için oldukça ağır bir görevdir. Eşler kendi aralarında anlaşamasa bile çocuk her iki ebeveynini de sever. Eğer kendisi tercih ederse ve güvenli bulursa bu konuda yaşadığı üzüntü, gerginlik ve diğer duyguları şiddet gösteren ebeveynine anlatabilir. Bu konuda çocuğunuzu siz zorlamayın. Şiddete maruz kalırsanız çocuğunuzun sizi korumasını istemeyin. Kendinizi korumak sizin görevinizdir. Şiddet sırasında çocuğunuz da yaralanabilir. Ayrıca sizi koruyamadığı düşünürse suçluluk duyabilir.
Güven verin: Çocuğunuza evde yaşanan şiddet hakkında yardım alabileceğiniz kişiler olduğunu ve gerekirse yasal yollara başvurabileceğinizi anlatarak, güven verin.
Gerektiğinde çocuğunuzun öğretmeni ile konuşun: Öğretmen şiddetin etkileri ile baş etmesinde çocuğunuza destek ve anlayış gösterebilir, çocuğunuzu eğer varsa okuldaki Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisine yönlendirebilir. Ayrıca en yakındaki Rehberlik Araştırma Merkezi ve destek verebilecek kuruluşlar hakkında size bilgi verebilir. Evdeki şiddet nedeniyle çocuğunuzun okuldaki davranışları da değişmiş olabilir. Öğretmen, durumdan haberdar olursa çocuğunuzun davranışlarıyla ilgili daha doğru bir anlayış geliştirebilir. Çocuğunuza konuyu öğretmeni ile konuştuğunuzu söylemeniz ise, ondaki şiddeti gizli tutmanın yol açabileceği gerginliği azaltabilir.
Korunmayı öğretin: Çocuğunuza evdeki şiddet tehlikeli boyutlara varacak olursa neler yapması gerektiğini öğretin ( saklanmak, polise haber vermek, komşunun ya da akrabalardan birinin evine kaçmak gibi).

Çocuklara yapıştırıcı yasaklanıyor!

Sağlık bakanlığının çıkardığı yönetmelikle çocukların bağımlılık yapan yapıştırıcıları kullanması önlenecek...

Sağlık Bakanlığının çıkardığı yönetmelikle çocuklar artık bağımlılık yapan yapıştırıcılardan uzak tutulacak.

Bir süre önce yürürlüğe giren Uçucu Maddelerin Zararlarından İnsan Sağlığının Korunması Hakkında Yönetmelik ile ilgili açıklamalarda bulunan Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom, düzenlemenin, yapışkanların okullarda kullanımına ilişkin kuralları kapsadığını söyledi.

Yapışkanların sahip oldukları içerik bakımından su bazlı ve uçucu olmak üzere iki farklı türü bulunduğunu ifade eden Çom, yeni düzenlemeyle artık okullarda uçucu madde içeren yapıştırıcıların kullanılamayacağını bildirdi.

18 yaşından küçüklere uçucu madde içeren yapıştırıcıların satışının yasaklandığını, bu ürünleri çocuklara ulaştırabileceklere de satış yapılamayacağını kaydeden Çom, bunu yerine getirmeyenlere cezai müeyyide uygulanacağını belirtti.

Çom, "Uçucu madde içeren yapıştırıcılar sadece gereken meslek okullarında kullanılabilecek. Bu okullarda kullanımı zorunlu uçucu madde içeren yapıştırıcılar da ancak kötü koku karıştırılarak satılabilecek" diye konuştu.

Bu tür yapıştırıcılara karıştırılabilecek insan sağlığına zararı olmayan maddelerin üretici firmanın başvurusu ve bakanlık bünyesinde kurulacak komisyonun izniyle belirlenebileceğini ifade eden Çom, "Bu önlemleri çocuklarımızı ve gençlerimizi bağımlılık yapan uyuşturucu maddelerden uzak tutmak amacıyla aldık" dedi.

Çom, kokulu silgi ve zararlı madde içeren kırtasiye malzemelerinin yasaklanması konusunda da ilgili kesimlerin çalışma yürüttüğünü, bu konuda kendilerine iletilen bir şey olursa gerekli önlemi alacaklarını sözlerine ekledi.

AMBALAJLARA "ÇOCUKLARA SATILAMAZ, VERİLEMEZ" İBARESİ

Sağlık Bakanlığının çıkardığı yönetmeliğe göre, uçucu madde içeren yapıştırıcıların dış ve varsa iç ambalajlarına, toplam alanın yüzde otuzundan az olmayacak şekilde "Dikkat! Sağlığa Zararlıdır. Çocuklara Satılamaz, Verilemez" ibaresi konulacak.

Bu uyarı yazısına Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanacak resim ve şekil de eklenebilecek, ancak ürünlerin etiketlerinde tüketicileri yanıltacak veya kayıtsızlığa düşürecek yazı ve resimlere yer verilemeyecek.

Eğitim öğretim kurumlarında hoş olmayan koku ilave edilmiş ürünlerin kullanılabilmesi için ise kısmi veya genel havalandırma sistemi bulunması da zorunlu hale getirildi. (aa)
Bağımlılık yapan uçucu maddeler nelerdir, nerelerde rastlanır?
 Çeşitli boyalarda sulandırıcı ve temizleyici olarak (tiner gibi)
 Ayakkabı, deri ürünleri fabrikalarında
 Lastik bot, yapay deri, boya, vernik, yer cilası üreten işyerlerinde
 Emaye, yer muşambası, yapay gübre imalatında
 Yapıştırıcı üretiminde
 Basımevleri ve boyahanelerde
 Mobilya ve oyuncak imalatında

Yoğun olarak kullanılan kimyevi ürünlerdeki “benzen” adlı çözücü madde ve benzerleri uçucu maddelerdir.
Uçucu maddelerin etkileri nelerdir?
 Konuşma, algılama bozuklukları
 Bilinç bozuklukları
 Depresyon
 Karaciğer yetmezliği
 Karaciğer tümörü
 Böbrek, akciğer kanseri
 Lösemi
 Ölüm
bu uçucu maddelerin yıkıcı etkileridir.
kaynakça :www.abbasguclu.com.tr http://www.sacitaslan.com/


HİÇ BİRŞEY İÇİN  GEÇ DEĞİLDİR...

Dünya çocukları çaresiz ve eğitim alma hakları engelleniyor.Dünya yaşanamaz bir hale gelmiştir.

Din ,dil,ırk ve kültür farkı gözetmeksizin tüm çocuklar eğitim alma hakkından yararlandırılmalıdır.Tüm çocukların fiziksel yada bireysel farklılıkları göz önünde bulundurularak onlara uygun eğitim programları geliştirilmelidir.Geliştirilen  bu programlar ile çocukların daha bilinçli ve iyi bir nesil oluşturacağını görebiliriz.Amacımız tüm çocuklara en kaliteli eğitim ve öğretim programlarını sunabilmek olmalıdır.Kaliteli ve bilinçli eğitim ile çocuklarımız hak ve özgürlüklerinin farkında olur ve bilinçli davranabilirler.

Çocuğun en temel  birinci hakkı yaşama hakkı ve ikincisi eğitim alma hakkıdır.Eğitim, çocuğun kendi haklarını tanımayı ,geliştirmeyi ve korunmayı sağlar.Eğitim ile 0-18 yaş arasındaki tüm çocuklarımızı koruma altına alabiliriz.Eğitim çocuğun en temel hakkıdır.Çocuğun hayatını nefes alabilecek ve yaşanabilecek bir hale getirmek bizim ellerimizdedir.Çocukluk dönemi, tüm yaşamı belirleyen temel oluşumların gerçekleştiği bir dönemdir.


0-18 yaş çocukluk dönemidir.Bu dönemde çocuğun kendisi ile ilgili kararlara katılımının sağlanması demokratik bir toplumun en önemli görevlerinden birisidir. Amaç, çocuğun kendi haklarının bilincine varması, kendini ifade edebilmesi, toplumun bireyi olduğunun ve bazı hak ve görevleri olduğunu bilmesi, düşünme, bilgilenme, değerlendirme, karar süreçlerinde rol alma ve sorunlarla başedebilme yeteneğinin geliştirilmesidir. Çocuğun yararının öncelikli ve üstün kamu yararı sayılması ilkesi bir iç hukuk normu hâline gelmiştir.

Hazırlaya: Fatma Yardımcı